Ana içeriğe atla

Okul Kurmak

 Ben bir okul kursaydım öncelikle özel bir okul açardım. Devlet okulu olsaydı kurallara bağlı kalmak zorunda kalırdım ama ben kendi kurallarımı koymak isterdim. Öncelikle okul kıyafetimiz olmazdı ve isteyen istediğini giyebilirdi. Öğrencilerin telefonları derste toplanır ve teneffüste geri verilirdi . Her öğrenci etkinlik saatinde görmek istediği dersi seçerdi. İsteyen müzik isteyen de spor yapardı. Büyük bir etkinlik alanı olurdu ve büyük bir konferans salonu kurulurdu. Bu konferans salonunda öğrencilerin sevdiği ve etkilenecekleri kişileri getirirdim. Böylelikle öğrenciler okula daha heyecanlı gelirdi. Öğrencilerin kendi çalışmaları hariç ödev verilmezdi. Kanunları bilmiyorum. Belki yasal zaman için bir kanun vardır. Ders saatleri 40 dakika olur . 09.00'da ders başlar 15.40'da ders biter. Öğle arası 1 saat , ilk teneffüs 20 dakika ve normal teneffüs 10 dakika olurdu. Benim okulumun özellikleri bu kadardı ancak söyleyecek bazı şeylerim var. Öncelikle devlet okullarında da kıyafet kuralı olmamalı. Bunun sebebi olarak sınıf farkını gösteriyorlar fakat okul formasına verilen para ile 5-6 adet normal tişört alınabilir. İkinci olarak telefon kuralı. Tüm gün teneffüslerde öğrencilerde olmasa bile öğleden sonraki derslerde telefonlar serbest bırakılabilir. Okul saatleri değişmesi gereken başka bir konu. Okulun başlama saati 09.00 olmalıdır ve ders sayısı 7'ye düşmelidir. Eğitimi öğrenciye sevdirmeden öğrenciyi hayata kazandıramazsınız. Hiç kimse sevmediği bir yerde bulunmayı istemez ve orayı dikkate almaz. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Deneme - Kitap

  Burada olay iddiaya girmektir. Arkadaşlarınızla girdiğiniz bir iddia sonucunda kimin kazanacağını öğrenmeye çalışırız ama belli bir süre sonra başka bir olaya kapılırız.  Ben ise bunu şu şekilde uyarladım: Yemek yemeye giden iki arkadaş bu  mekanın günlük cirosunu merak edip iddiaya girerler.  Bir ödül için iddiaya girdiklerinden günlük ciroyu öğrenmeye çalışırlar. Mekanın sahibine giderler fakat  bir hırsızın tüm ciroyu çaldığını öğrenirler. Uzun araştırmalar sonucunda hırsızı bulurlar ve yanına gidip soru sorarlar.  Polisin parayı mali şubeye verdiğini ve hırsızın serbest bırakıldığını öğrenirler.  Polislere sormaya giderler ve paranın savcıda olduğunu öğrenirler. Tanıdıkları aracılığıyla savcının yanına giderler ama savcı bilgi vermez. Her şey beklediğiniz gibi olmaz bu yüzden sonu farklı oldu. Not: Bu yazıyı önce kağıda yazdım ve yapay zeka aracılığıyla buraya aktardım. Bazı yazılar bozuk olabilir gördüğüm tüm yanlışları düzenlemeye çalıştım.

Kaçak

 Amerika’nın başına gelen yasakçı , yenilik düşmanı ve savaşçı başkanı gençler tarafından sevilmeyen birisidir. Ash’de o gençlerden birisidir. Zaten kötü hale gelmiş olan Amerika’yı bir nebzede olsa düzelten başkan Kyle , başkan olamadığı için bu ülkeyi terketmeye karar verir. Yeni gelen başkan Abraham yasakçı olduğu için bunu düşünür ve sınırlara asker diker. Ash’in tek kurtulma yolu 96. yoldan farkedilmeden geçip Kanada’ya göç etmektir. Evden çıkarken ailesine son bir kez bakıp onları geride bırakacak olmanın üzüntüsünü yaşar. Evden çıktıktan birkaç saat sonra Tom adında bir adamla yolda tanışır ve yanında mola verir. Onunla konuştuktan sonra Tom’un karısının öldüğünü ve arada onun hayaletini görüp konuştuğunu öğrenir. Tom’un yarasını daha fazla açmak istemeyip yoluna devam eder . Otostop çekerken 2 motorluya denk gelir ve motorlarına biner. Motor , yanında ekstra bir oturak olan motorlardandır. Uçurumlu yollarda giderken sürücü Martin hakimiyetini kaybedince Ash son anda devreye...